ABD’de Uygulamalı Psikoloji

1. Dünya Savaşı süresince psikologların katkıları Cattell’ın deyişiyle “hari­ta üstünde ve ön sayfada” olmuştur (O’Donnell’den aktarım, 1985, s.239). Hall savaşın psikolojiye “çok güçlü bir ivme kazandırdığını, bu durumun bü­tün olarak tüm psikoloji için çok iyi bir gelişme olacağını” ve “…..çok faz­la saf bilimi gerçekleştirme çabalarında olmamamız gerektiğini gösterdiğini’ söylemiştir (Hall, 1919, s. 48). Kimi psikoloji dergilerinin, örneğin Deneysel Psikoloji Dergisi’nin savaş yıllarında basımı durdurulmuş olmasına rağmen Uygulamalı Psikoloji Dergisi gelişimini sürdürmüştü. 1918 yılında savaş sona erdiğinde uygulamalı psikoloji mesleğin tüm alanları içerisinde çok daha say­gıdeğer bir konuma gelmişti. Thorndike şu yorumu yapmıştır: “Uygulamalı psikoloji bilimsel bir çalışmadır. İş dünyası, endüstri veya ordu için psikoloji üretmek diğer psikologlardan çok daha fazla zeka ve doğal yetenek gerektirir” (Camfield’den alıntı, 1992, s. 113).

Savaş boyunca uygulamalı psikolojinin gösterdiği başarılardan akademik psikoloji de faydalanmıştı. İlk defa üniversite psikologları için yeterli iş ve ma­li destek veriliyordu. Yeni psikoloji departmanları açılıyor, yeni binalar ve laboratuvarlar inşa ediliyor ve fakülte personelinin ücretleri attırılıyordu. APA’nın üye sayısı üçe katlanmış, 1917’de 336 olan üye sayısı artmış, 1930’da 1.100’e ulaşmıştı (Camfield, 1992).

Psikoloji 1920’lerde “ulusal bir çılgınlık” halini almıştı (Dennis, 1984, s. 23). İnsanlar psikologların evlilik uyumsuzluklarından iş memnuniyetsizlikle­rine kadar her türlü problemi saptayabileceğine inanmışlardı. İnsanların gün­delik hayatta karşılaştıkları problemleri çözmeye yönelik yaygarada pek çok psikolog akademik araştırmalardan uygulamalı alanlara geçiş yapmıştı. Cattell’ın Amerikalı Bilim Adamları isimli kitabının 1921 yılı baskısında listelenen psikologların %75’ten fazlasının uygulamalı alanlarda çalıştığı söylenmişti. Bu sayı kitabın 1910 baskısında %50 idi (O’Donnell, 1985). 1920’li yıllarda APA’nın New York şubesi toplantıları, uygulamalı meselelere ilişkin bildiri sa­yısı açısından, savaş öncesi günlere göre önemli bir artış göstermişti (Benjamin, 1991).

1930’lu yıllarda, dünya ekonomik krizinin yaşandığı on yılda uygulamalı psikoloji çeşitli çevrelerden gelen eleştirilere maruz kaldı. İş dünyasının önde gelenleri endüstri psikolojisinin şirketlerinin tüm problemlerini çözemediğinden yakındılar, iyi tasarlanmamış seçim testleri üretken olmayan çalışanların işe alınması gibi kötü deneyimlerin yaşanmasına sebep olmuştu.

Belki de psikologların ve onlara başvuranların beklentileri çok yüksekti, fakat sebep ne olursa olsun uygulamalı psikolojiye olan inanç büyük zarar görmüştü. Eleştirilerden birisi Titchener’in öğrencilerinden birisi olan Grace Adam’dan gelmişti. “Psikolojinin Amerika’daki Düşüşü” isimli makalesinde psikolojinin “bilimsel köklerinden ayrıldığını ve bu yüzden bireysel psikologların popülerliği ve başarıyı yakaladığını” yazmıştı (Benjamin’den alıntı, 1986, s. 944). New York Times ve diğer etkin gazeteler, yeteneklerini abarttıkları ve krizin yarattığı huzursuzluğu iyileştirmede başarısızlığa uğradıkları gerekçesiyle psikologları eleştirmişlerdi. Halkın psikolojiye gösterdiği ilgi azalmıştı. Psikolojinin bu kötü imajı 1941 yılında ABD’nin II. Dünya Savaşı’na girişine dek düzeltilemedi. Sonuçta psikolojinin gelişimde çevresel bir güç olarak yeniden savaşla karşılaşıyoruz.

II. Dünya Savaşı (1941-1945) psikolojiye çözümlemesi gereken farklı bir dizi problem daha sundu. Psikoloji yeniden canlandı ve etkisi yayılmaya başladı. Amerikalı psikologların tam olarak %25’i savaş içerisinde doğrudan görev aldılar. Diğerleri de araştırma ve yazılarıyla dolaylı katkılarda bulundular. İşin garip tarafı savaş Almanya’da güçten düşmüş olan psikolojiyi de canlan­dırmıştı. Almanya’da Nazilerin tüm Yahudi psikologları işten çıkartmasının ardından psikoloji büyük bir düşüş yaşamıştı. Alman ordusunun subayların, pilotların, denzialtı çalışanlarının ve diğer uzmanların seçimine ilişkin ihtiyaçları, psikologlara yoğun bir talep ortamı oluşturmuştu (Geuter, 1987).

Savaşın bitiminden itibaren yarım yüzyıl içinde Amerikan psikolojisi bü­yük bir yükselme göstermiştir. Alan içerisinde en önemli ilerleme uygulamalı alanlarda görülmüştür. Uygulamalı psikoloji, psikolojinin uzun yıllar tek ha­kimi olan araştırma yönelimli yanını geride bırakmıştır. Artık psikologların çoğu üniversitelerde deneysel araştırmalar yapıyor değillerdi. II. Dünya Savaşı’ndan önce doktora derecesini almış psikologların %75’i akademik ortamlar­da çalışırken 1989’da bu sayı %30’lara düşmüştür (Kohut & Wicherski,1990). Bu durumun bir sonucu APA içerindeki güçte bir değişim olmasıdır; artık uygulamalı psikologlar (özellikle klinik psikologlar) yönetimde daha fazla söz sahibidir. 1988’de araştırma yönelimli akademik psikologlar isyan etmiş ve Amerikan Psikoloji Topluluğu APS adı altında kendi organizasyonlarını oluşturmuşlardır.

Amerikan psikolojisinin doğası Almanya’da Wundt’un yanında çalışmalar yapan ve psikolojiyi ABD’ye getiren Hall, Cattell, Scott ve Münsterberg’den beri çok değişti. Bu insanların çabalarının bir sonucu olarak psikoloji konfe­rans salonlarına, kütüphanelere ve laboratuvarlara sıkışıp kalmaktan kurtuldu ve günlük hayatın pek çok alanına dek uzandı. Testlere ek olarak, eğitim ve okul psikolojisi, klinik ve danışmanlık psikolojisi, endüstriyel/örgütsel psiko­loji ve adli psikoloji, psikologların toplum içerisinde çalıştıkları alanlardır. Sosyal eylem araştırmaları da tüketici psikolojisi, nüfus ve çevre psikolojisi, sağlık ve rehabilitasyon psikolojisi, aile hizmetleri, egzersiz ve spor psikolo­jisi, askerlik psikolojisi ve medya psikolojisi alanlarında sürmektedir. Psikolo­ji ayrıca madde alışkanlığı (bağımlılık), din, sanat, barış ve etnik azınlık me­seleleri ile ilgilenmektedir.

Bu uygulama alanlarından hiçbirisi psikolojinin sadece bilinçli yaşantıla­rın içeriği veya zihinsel elemanlarla ilgilenmesiyle mümkün olamazdı. Bu bö­lümde işlevsel düşünce ekolü üzerine anlatılan insanlar, olaylar ve fikirler Amerikan psikolojisini Wundt’un Leibzig laboratuvarının sınırlarından çok daha ötelere gitmeye zorlamıştır.

Şu etkenlere dikkat edin:

  1. Darwin’in işlev ve uyum kavramı,
  2. Galton’un ölçme ve bireysel farkları,
  3. Amerikan düşünürlerinin uygulama ve fayda üzerine yoğunlaşmaları,
  4. Akademik araştırma laboratuvarları içerisinde, James, Angell, Carr ve Woodworth tarafından yürütülen içerikten işleve doğru bir yönelme,
  5. Ekonomik ve sosyal faktörler ile savaşın gücü.

Tüm bu faktörlerin birbirleriyle örtüşmesi bizim yaşantımızı değiştirecek bir psikoloji tasarımın, aktif, iddialı, cazip ve güçlü bir psikolojinin, oluşma­sına sebep oldu. Amerikan psikolojisinde uygulamaya yönelik bu kapsamlı hareketlerin tümü, psikolojinin evrimindeki bir diğer düşünce ekolü olan davranışçılık tarafından takviye edildi.

KAYNAK:

SCHULTZ, Duane P.& SCHULTZ, Sydney Ellen  (2002) A History Of Modern Psychology

Anahtar Kelimeler:
 

Varoluşçu Terapi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno izle mobil porn kızlık bozma porno
jigolo vidanjor isleri yetiskin porno porno film seks video tuzla escort kartal escort jigolo arayan bayanlar pendik escort porno izle kadikoy escort pendik escort