Hugo MÜNSTERBERG

H. MÜNSTERBERG

Tipik bir Alman profesörü olan Hugo Münsterberg bir dönem Amerikan psikolojisinde şaşılacak başarılar göstermiş ve halkın en iyi tanıdığı psikologlardan birisi olmuştur. Yüzlerce dergi makalesi, yaklaşık iki düzine kitabı vardır. İki Amerika başkanının, T. Roosevelt ve W. H. Taft’ın misafiri olarak Beyaz Sarayın mutat ziyaretçisiydi. Münsterberg bir danışman olarak hem iş dünyasının hem de hükümet liderlerinin aradığı bir isimdi. Tanıdığı kişiler arasında Almanya’dan Kaiser Wilhelm, çelik zengini Andrew Carnegie, filozof Bertnard Russell, film yıldızları ve düşünürler gibi çok zengin, güçlü ve ünlü insanlar vardı.

Harvard Üniversitesi tarafından fahri doktora ünvanıyla onurlandırılmış Münsterberg hem Amerikan Psikoloji Derneği’nin hem de Amerikan Felsefe Derneği’nin baş­kanlığına seçilmişti. ABD’de olduğu kadar Avrupa’da da uygulamalı psikolojinin kuruculuğunu yapmıştır. Ayrıca casus olmakla suçla­nan iki psikologdan birisidir (Spillmann & Spillmann, 1993).

Pek çok alanla ilgilenmiş olan Münsterberg “uygulamalı psikolojinin üretken yayıcısı” olarak tanıtılmıştı (O’Donnell, 1985, s 225). Biyografisini kaleme alan yazara göre Münsterberg ayrıca kendisini halka tanıtma konusunda da çok başarılıydı.

Hayatının son dönemlerine doğru Münsterberg hor görülüp alay konusu edilen, gazetelerin karikatürlerine ve çizgi filmlere konu olan, yıllarca hizmet ettiği üniversitenin kendisinden utandığı bir insan olmuştu. J916 yılında öl­düğünde bir zamanlar Amerikan psikolojisinin dev adamı diye söz edilen Münsterberg’den övgüyle bahseden çok az insan olmuştu.

Münsterberg’in Hayatı (1863-1916)

1882 yılında 19 yaşındayken doğum yeri olan Danzig’i terketti ve Leibzig’e doğru yola çıktı. Tıp eğitimi almak niyetindeydi. Fakat Wilhelm Wundt’tan bir ders alınca kariyer planlarını değiştirdi. Yeni psikoloji ona tıp araştırmaları ve uygulamalarının açamayacağı yolları açabilirdi. 1885’de Wundt’tan doktora derecesini aldı. Freiburg Üniversitesi’ndeki öğretmenlik görevini kabul etti ve burada imkan olmadığı için evinde kendi imkanlarıyla bir laboratuvar oluşturdu.

Münsterberg psikofizikteki deneysel araştırmalarıyla ilgili bir çok makale yayımladı. Bu makaleler zihnin bilişsel içeriğiyle ilgilendiği gerekçesiyle Wundt tarafından eleştirildi. Bununla birlikte Münsterberg’in çalışmaları des­tek de aldı ve kısa bir süre içerisinde Avrupa’dan pek çok öğrenci akın akın eğitim için onun laboratuvarına geldi. Bu haliyle Münsterberg büyük bir üniversitede bir profesörlüğü, ünlü ve saygıdeğer bir bilim adamı olmayı garantilemiş görünüyordu.

1882 yılında William James, Harvard Üniversitesi laboratuvarının çok ka­zanan yöneticisi olmayı teklif ederek Münsterberg’i yolundan çevirdi. Münsterberg’e övgü dolu bir mektup yazarak Harvard’ın ABD’deki en büyük üniver­site olduğunu ve laboratuvarının çalıştırılması için çok zeki bir insana ihtiyaç olduğu bildirdi. Münsterberg Almanya’da kalmayı tercih edebilirdi fakat hırs­ları onu James’in teklifini kabul etmeye itti.

Münsterberg Alman psikolojisini Amerikan psikolojisine (yani saf deney­sel psikolojiyi uygulamalı psikolojiye) çok kolay ve hızlı dönüştürmedi. Önce­leri uygulamalı psikolojinin yayılışını tasvip etmedi ve üniversite yöneticilerini bilim adamlarına bu kadar az ödedikleri ve onları ek gelir amacıyla uygulama­lı alanlara yönelmeye mecbur bıraktıkları için azarladı. Amerikalı psikologları bu alanda eğitim görmemiş insanlar için popüler kitaplar yazdıkları, iş dünya­sının önde gelenlerine konferanslar verdikleri ve belli bir ücret karşılığı onlara uzman olarak hizmet ettikleri için eleştirdi. Oysa çok geçmeden Münsterberg bunların hepsini onlardan çok daha iyi bir şekilde yapar hale gelecekti.

ABD’de geçen 10 yıldan sonra, belki de hiçbir Alman Üniversitesi’nin ken­disine profesörlük teklif etmeyeceğini anladığı için ilk kitabını İngilizce olarak kaleme aldı. Amerikan Karakterleri(1902) adındaki bu kitap Amerikan top­lumunun psikolojik, sosyolojik ve kültürel bir analizini içeriyordu. Yetenekli ve hızlı bir yazar olan Münsterberg bir sekretere 400 sayfalık bir kitabı bir ay­dan az bir zaman içerisinde dikte ettirebiliyordu. James, Münsterberg’in bey­ninin sanki hiç yorulmadığını düşündüğünü söylemiştir.

Münsterberg’in kitabına verilen hayranlık dolu tepkiler onu meslektaşla­rından ziyade halka yönelik yazılar yazmaya cesaretlendirdi ve kısa bir süre içerisinde psikoloji dergilerinden çok popüler magazin dergilerinde yazmaya başladı. Zihnin içeriklerine ilişkin psikofizik araştırmalarını, psikologların çö­zebilecekleri günlük hayat problemleriyle uğraşmak için terk etti. Makaleleri mahkeme duruşmaları, suç-ceza ve adalet sistemi, tüketici ürünlerinin rekla­mı, mesleki rehberlik, ruh sağlığı ve psikoterapi, eğitim, iş ve sanayi dünyası­nın problemleri ile ilgiliydi. Öğrenme ve iş dünyası üzerine uyum kursları ha­zırlamış, zihinsel testler hakkında filmler yapmıştı.

Münsterberg tartışma ve uyuşmazlıklardan çekinmezdi. Sansasyonel bir cinayet duruşmasında 18 kişinin katili olan ve bir işçi sendikası başkanının kendisine cinayet için para verdiğini iddia eden bir adama 100 zihinsel test uygulamıştı. Mahkeme jürisinin başkana ilişkin kararını açıklamasından önce Münsterberg bir açıklama yapmış ve katilin sendika başkanından yardım aldı­ğı yolundaki itiraflarının doğru olduğu iddia etmiştir. Jüri, işçi sendika başka­nının beraatine karar verince Münsterberg’in inanılırlığı bundan zarar gör­müş, hatta bir gazete kendisine “Profesör Monstenwork” adını takmıştı. Münsterberg 1908 yılında yasaklara karşı savaşanlar arasında yer aldı, al­kollü içeceklerin satışının yasaklanmasına karşı çıktı. Bir psikolog sıfatıyla ko­nuştuğunu belirtip yasaklara karşı olduğundan, ayrıca arada sırada alınan alkolün sağlığa yaralı olduğundan bahsetti. Alman-Amerikalı biracılar, Adolphus Busch ve Gustave Pabst dahil olmak üzere, Münsterberg’in katkılarından oldukça hoşnutlardı ve Münsterberg’in Almanya imajını ABD’ye taşıma çaba­ları için ciddi miktarda finansal destekte bulunmuşlardı.

Talihsiz ve kuşkulu bir dönemde, Busch, Münsterberg’in yasak fikrini kı­nayan makalesinin yazılmasından yalnızca birkaç hafta sonra Münsterberg’in önerdiği Alman Müzesine, 50.000 dolar bağışladı. Bu tesadüf medyanın çok fazla ilgisini çekti.

Münsterberg’in kadınlar hakkındaki düşünceleri de ihmal edilmesi zor düşüncelerdir. Harvard’daki birkaç kadın doktora öğrencisine karşı -bunlar­dan birisi Mary Whiton Calkins idi- oldukça destekleyici bir tutum içerisin­de olmasına rağmen, lisansüstü çalışmalarının bir kadın için çok fazla ilgi, dikkat ve çaba gerektiren çalışmalar olduğuna inanırdı. Kadınların kariyer için eğitilmemeleri gerektiği, çünkü bu çalışmaların onları evden uzaklaştır­dığı düşüncesindeydi. Kadınların devlet okullarında öğretmenlik yapmalarına karşıydı, çünkü kadınlar erkekler kadar iyi öğretemezlerdi ve erkek öğ­renciler için çok zayıf bir model teşkil ederlerdi. Ayrıca kadınların jüri için­de hizmet etmesine izin verilmemesi gerektiğini düşünürdü, çünkü kadınlar rasyonel düşünemezlerdi. Münsterberg’in düşünceleri gazete manşetlerine taşınmıştı.

Harvard Üniversitesi rektörü ve Münsterberg’in meslektaşlarının çoğu bu sansasyonel oluşumdan ve Münsterberg’in psikolojiyi pratik problemlere uy­gulamaya olan ilgisinden memnun değillerdi. Zaten gergin olan ilişkiler Münsterberg’in 1.Dünya Savaşı’nda anavatanı olan Almanya’yı aleni şekilde sa­vunmasıyla tepe noktasına ulaştı. Almanya savaşta milyonlarca insanın hayatı üzerinde hak iddia ederek saldıran taraftı ve Münsterberg tüm antipatiyi üstünde toplayarak açık bir şekilde Almanya’yı savunmakta ısrar ediyordu.

Gazeteler ABD vatandaşlığına hiçbir zaman geçmemiş olan Münsterberg’in Almanya lehine çalışan gizli bir ajan, casus olduğunu yazdılar. Boston gazeteleri onu Harvard’dan istifaya çağırdılar. Komşuları, Münsterberg’in kı­zının evlerinin avlusunda beslediği güvercinleri öteki casuslara mesajlar ilet­mek için kullandığından şüpheleniyorlardı. Eski bir Harvard mezunu üniversiteye Münsterberg’i işten atmaları karşılığında 10 milyon dolar vermeyi tek­lif etmişti.

Münsterberg mektupla ölüm tehditleri alıyor ve meslektaşları tarafından aşağılanıyordu. Toplumdan dışlanması ve nefret dolu saldırılar sonunda Münsterberg’in dengesini bozdu. Gazeteler 1916 yılının soğuk ve rüzgarlı 16 Aralık günü Avrupa’da konuşulan barış söylentilerini yazmıştı. Münsterberg karısına “Baharla birlikte barış da gelecek” demişti (Münsterberg, 1922, s.302). Sabah dersini vermek üzere yoğun kar yağışı altında yürüyerek okula gitti. Konferans salonuna ulaştığında kendisini çok bitkin hissediyordu. Sını­fa girdi ve dersini verdi. “Yaklaşık yarım saat ders anlattı, bir şeyden ötürü te­reddüt eder hali vardı, bir süre sonra sallanmasını önlemek amacıyla sağ elini sıraya uzattı” (New york City Akşam Gazetesi, 16 Aralık, 1916 ). Başka hiçbir şey söyleyemeden yere yığıldı ve yere çarpışının şiddetiyle o anda öldü.

Adli Psikoloji

Münsterberg’in çalıştığı ilk uygulamalı alan olan adli psikoloji, psikoloji ve hukukla ilgilenir. Münsterberg gazetelerde suçun önlenmesi, zanlıları sor­gularken hipnozun kullanılması, suçlu insanların araştırılmasında zihinsel testlerin kullanılması ve görgü tanıklarının ifadelerinin güvenilirlikten uzak oluşu gibi başlıklar hakkında yazılar yazmıştı. Özellikle görgü tanıklarının du­rumları ile ilgilenmiş, bir suç anında ve daha sonra kanıtların toplanması sürecinde insan algısının yanılırlığı hakkında araştırmalar yapmıştır. Taklit suç anları oluşturmuş ve olaya şahit olan tanıkları hemen sorgulayarak o an neler gördüklerini anlatmalarını istemiştir. Tanıklar gördükleri olay manzarası hafı­zalarında henüz çok taze olduğu halde olayın detayları hakkında fikir birliğine varamamışlardı. Münsterberg buradan yola çıkarak olaydan sonra olayın tartışılması süreçlerinin ardından gelen mahkemede ifadelerin ne derece doğru olabileceği sorusunu ortaya atmıştır.

1908 yılında yazdığı Şahitlik Kürsüsünde isimli kitapta görgü şahitliğindeki problemleri anlatmıştır. Kitapta ayrıca bir duruşmanın sonuçlarını etki­leyebilecek sahte itiraflar, şahidi sorgulayanın etkisi ve şüpheli veya sanığın kalp atışı, kan basıncı ve cilt direnci gibi duyusal durumlarını artıran araştıran fizyolojik ölçümlerin kullanımını ele almıştır. Kitap en son 1976 yılında, neredeyse ilk basımından 70 yıl sonra, yeniden basılmıştır.

1970’lerin sonlarında Münsterberg’in ortaya attığı meseleler yeniden ele alınmaya başlamış (Loftus, 1979; Loftus & Monahan, 1980) ve adli psikoloji­de üzerine temel ve uygulamalı araştırmaların gelişmesine yardımcı olmak amacıyla Amerikan Psikoloji Derneği’nin bir alt kuruluşu olarak Amerikan Psikoloji-Hukuk Topluluğu kurulmuştur.

Klinik Psikoloji

Münsterberg 1909 yılında farklı bir uygulama alanının başlangıcı olarak psikoterapi başlıklı bir kitap yayımladı. Hastalarını bir klinikten çok bir laboratuvarda tedavi etti ve kesinlikle bir ücret almadı. Bir terapist olarak uzmanlığına güvendi ve nasıl tedavi edilebilecekleri konusunda hastalarına doğ­rudan önerilerde bulunma konusunda tereddüt göstermedi. Zihinsel hastalıkların davranışların uyumsuzluğuyla ilgili bir problem ol­duğuna inanmıştı, Freud’un iddia ettiği gibi bilinçaltının derinliklerindeki ça­tışmalara atfedilebileceğine değil. Münsterberg “bilinçaltı yoktur” bildirisinde bulunmuştur (Landy’den alıntı, 1992, s.792). Freud 1909 yılında Hall’un da­veti üzerine Clark Üniversitesi’ni ziyaret ettiğinde Münsterberg ülkeden ayrılmıştı. Freud Avrupa’ya döndüğünde o da ülkeye dönmüş, böylece onunla yüz yüze gelmekten kurtulmuştu.

Münsterberg’in terapötik yaklaşımı hastasındaki rahatsızlık verici düşün­celeri farkındalığın dışına atmaya, istenmeyen veya üzücü davranışları bastır­maya ve hastayı duygusal problemlerini unutmaya zorlamaktı. Bu şekilde alkolizmi, ilaç bağımlılığını, halüsinasyonları, obsesif düşünceleri, fobileri ve cinsel hastalıkları tedavi etmişti. Bir dönem hipnozu tedavi yöntemi olarak kullanmış fakat bir kadın hastası kendisini silahla tehdit edince bunu durdurmuştu. Hikaye gazetelere taşınmış, Harvard rektörü Münsterberg’den hipnoz kullanımından kaçınmasını istemiştir.

Psikoterapi hakkındaki kitabı klinik psikoloji üzerinde halkın dikkatini büyük ölçüde toplamıştı, fakat birkaç yıl önce Pennsylvania Üniversitesi’nde kliniğini açan Witmer tarafından hoş karşılanmamıştı. Witmer hiçbir zaman Münsterberg’in sergilediği popüler başarıyı göstermemiş ve bunu istememişti de. Witmer Psikoloji Kliniği dergisinde yayımladığı bir makalede Münsterberg’i hasta pazarındaki gezgin satıcı tavırlarıyla mesleği “ucuzlaştırdığı” gerekçesiyle şikayet etmişti. Münsterberg’in bir şifa dağıtıcısından çok az farklı olduğunu id­dia ediyordu. “Harvard’dan bir psikoloji profesörünün adı ülkede dolaşıyor, kaygısız bir şekilde yüzlerce ve yüzlerce tip sinir hastalığını kendi psikoloji laboratuvarında tedavi ettiğini iddia ediyor” (Hale’den alıntı, 1980, s. 110).

Endüstri Psikolojisi

Münsterberg endüstri psikolojisinin gelişimine de katkıda bulunmuştur. Bu alandaki çalışmasını 1909 yılında yazdığı “Psikoloji ve Pazar” başlıklı bir makalede ele almıştır. Makale psikolojinin katkıda bulunabileceğine inandığı birkaç alanı kapsıyordu: mesleki rehberlik, reklamcılık, personel yönetimi, zi­hinsel testler, çalışan motivasyonu ve monotonluğun ve yorgunluğun iş per­formansı üzerine etkileri.

Münsterberg birkaç şirket tarafından danışman olarak tutulmuştu ve onlar adına pek çok araştırmayı yürütüyordu. Bu araştırmalarından edindi­ği sonuçları halkı bilgilendirmeyi hedefleyen Psikoloji ve Endüstriyel Verimlilik (1913) isimli kitabında yayımladı. Kitap çok tutuldu ve kısa zaman içe­risinde en çok satanlar arasına girdi. İş etkinliğini, çalışanın üretkenliğini ve doyumu artırmanın en iyi yolunun, çalışanların kendi zihinsel ve duygusal yeteneklerine uygun pozisyonlarda görev yapmaları olduğunu iddia etti. Pe­ki işverenler bunu nasıl başaracaktı? Zihinsel testler ve iş simülasyonları gi­bi psikolojik seçim teknikleri geliştirerek adayın bilgi, beceri ve yetenekleri değerlendirilebilirdi.

Münsterberg’in tasarladığı Chronoscope, saniyenin yüzde biri kadarlık birimler halinde zaman aralıkları ölçmeye yarıyor.

Münsterberg ayrıca gemi kaptanları, telefon operatörleri ve tezgahtar­lar gibi çok çeşitli meslek gruplarıyla ilgili araştır­malar yapmış, bu eleman­ları işe alırken yaptığı se­çimin iş performansını nasıl geliştirdiğini göster­miştir. Verimlilik mesele­si ile ilgili yaptığı çalışma­lar, örneğin çalışırken ko­nuşmanın hız ve verimli­liği azalttığını ortaya koy­muştur. Bu durumda Münsterberg’in bulduğu çözüm çalışanlar arasındaki sohbeti yasaklamak değil (bu düşmanca duygula­rın oluşmasına sebep olurdu), iş yerini çalışanların birbirleriyle konuşmalarını zorlaştıracak tarzda düzenlemek olmuştu. Bu amaca ulaşmak fabrikalarda makinaların arasındaki mesafeleri artırmak veya ofislerdeki çalışma birimleri­ni ince duvar veya ayırmaçlarla ayırmak ile mümkün olabilirdi.

Yorum

Münsterberg ne bir teori formüle etmiş, ne yeni bir düşünce ekolü oluş­turmuş, ne de uygulamalı psikoloji alanında çalışmaya başladıktan sonra aka­demik bir araştırma yürütmüştür. Araştırmaları belirlenmiş bir amaca hizmet ediyordu: insanların belirli hedeflere ulaşmalarına bir şekilde yardım etmek. Wundt tarafından içgözlemsel metod içerisinde eğitilmiş olmasına rağmen bu tekniğe sıkı sıkı yapışmış olan psikologları eleştirmiş ve tüm insanlığın ıslahı­nı amaçlayan psikoloji bulgu ve tekniklerini kullanmaya gönülsüz olmuştur.

Eğer Münsterberg’in renkli ve tartışmalara yol açan meslek hayatını bir tek cümleyle anlatmak istersek şunu söylemeliyiz: psikoloji işlevsel olmalı ve fayda üretmeli. Bu anlamda Münsterberg tüm Alman mizacına rağmen, mü­kemmel bir Amerikalı psikolog olarak, yaşadığı dönemin ruhunu gösterip yansıtmıştır.

KAYNAK:

SCHULTZ, Duane P.& SCHULTZ, Sydney Ellen  (2002) A History Of Modern Psychology

Anahtar Kelimeler:
 

Varoluşçu Terapi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno izle mobil porn kızlık bozma porno
jigolo vidanjor isleri yetiskin porno porno film seks video tuzla escort kartal escort jigolo arayan bayanlar pendik escort porno izle kadikoy escort pendik escort